GÖNÜL DİYARIM
• 21/6/2005 - ŞEMAİL
Ne uzun ne kısa kararında boy Soyu İbrahim’den ne asil bir soy Saçları hoş siyah dalgalı bir koy Kemâlini giydir beni benden soy Âlemlere rahmet yüzünü göster Bu kul varlığından soyunmak ister
Güneş pervânesi o güzel yüzün Nurundan ışığı vardır gündüzün Solmaz bir gül rengin ne kış ne güzün Tecelli ediyor yüzünde özün Hasretim, yanarım, yüzünü göster Kölen bu devletle avunmak ister
Simsiyah gözlerin âhû misâli Dâim Hakk’a bakar her an visâlin Beyazı ölçüsü gözde kemâlin Kaşların sûreti gökde hilâlin, Râzıyım rûyada yüzünü göster Âşık maşukuna can sunmak ister
Bir tutam sakalın birkaçı beyaz Mübarek vücudun serin kış ve yaz Cânımı yoluna kurban etsem az Dostlar defterine köleni de yaz  Açıver kapını yüzünü göster Gönül hasretinden yakınmak ister
Duyular mükemmel, dişleri inci Kokusuna tutkun, yaşlısı genci Yürürken koşmadan olur birinci Kapına gelmiş bir garip dilenci Açıver ne olur yüzünü göster Garip ayağına kapanmak ister
Yukarıdan aşağı heybetle iniş Yürüyüşünde var hep bu görünüş Âdetin baktığın tarafa dönüş Bize nasip olsun hayırlı bir düş (amin) Kerem et ne olur yüzünü göster Kim böyle bir düşten uyanmak ister
Seni ilk görenler korku çekermiş Sonra ülfet eder hemen severmiş Benzerini asla görmedim dermiş Erenler yolunda giderek ermiş Benzeri bulunmaz yüzünü göster Gönüller nurunla yıkanmak ister
Zâtının nûrundan vermiş sana can Hilkate ruhunla başlamış Rahman Yûsuf’ta yok sende olan hüsnü an Ahlâkındır Senin, mûcize Kur’an, Alemlere Rahmet, cemâlin göster Kölen rahmetine sığınmak ister
Ümmetin üstüne titreyen sensin Müjdeci, uyaran, gel diyen sensin Kulunu Allah’a sevdiren sensin Gecemi gündüze çeviren sensin Ey Hakk’ın şâhidi yüzünü göster Kul şehâdetinle tanınmak ister
Hakk’ın halilisin, habibi sensin Gönüllerin eşsiz tabibi sensin En güzel hutbenin hâtibi sensin Ümmetin en büyük nasibi sensin Aşkımın Leylası yüzünü göster  Gönül seni gözden sakınmak ister
En güzel, en üstün ahlak senindir Cömertlikte kemâl el-hâk senindir Şefaatte en son durak senindir Miraç senin, Refref, Burak senindir Sen gördün, bize de cemâlin göster Pervâne şem’ine hep yanmak ister
Hayreddin Karaman
|
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 20/6/2005 - ŞEYH ŞAMİLDEN
Mevlana Halidi Zülcenaheyn hz.nin müridi Şeyh Şamil'in
Kabe-i Muazzama ziyaretinde yine ona ait kasideden okuduğu dizeler..
Ey günahkarlar sığınağı, sana sığınmaya geldim! Çok kabahatler işledim, sana yalvarmaya geldim!
Karanlık yerlere saptım, bataklıklara saplandım, Doğru yolu aydınlatan ışık kaynağına geldim.
Çıkacak bir canım kaldı, ey bütün canların canı! Uygun olur mu söylemek, canımı fedaya geldim.
Dertlilere tabipsin, ben ise gönül hastası, Kalb yarama deva için, kapını çalmağa geldim.
Cömertlerin kapısına, bir şey götürmek hatadır. Basmakla şeref verdiğin, toprağı öpmeye geldim.
Günahlarım çok, dağ gibi, yüzüm kara katran gibi, Bu yükten ve siyahlıktan, tamam kurtulmaya geldim.
Temizler elbet hepsini, ihsan deryandan bir damla, Gerçi yüzüm gibi kara, amel defterimle geldim.
Kapına yüz sürebilsem, ey canımdan aziz canan, Su ile olmayan işler hasıl olur o topraktan.
ve ziyareti anlatan satırlar:
"Peygamber Efendimize olan yakıcı aşkın ve O’na kavuşmanın heyecanıyla sel gibi gözyaşı akıtan Şeyh Şamil, sürünerek Resulullah’ın kabri şerifine, mübarek huzurlarına gelir. Başta Medine muhafızı Hafız Paşa, Seyyidler, dünyanın dört bucağından gelmiş hacılar, heyecanla onu takip ederken Kabr-i saadetin kıble tarafına geçip, mübarek ayak uçlarından Resulullah’a gönlünün en derin köşelerinden coşup gelen vecd ile:
Esselatü vesselamü aleyke ya Resulullah! Esselatü vesselamü aleyke ya Habiballah! Esselatü vesselamü aleyke ya Seyyidel Evveline vel-ahirin!”
diyerek selam verince,
Resulullah’ın selamına mukabelesi ile şereflendi.
Orada bulunanların şahit olduğu bu hadiseden sonra, Şeyh Şamil, uzun müddet dua edip gözyaşı dökerek hasretini giderdi. |
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 20/6/2005 - MEVLANA HALİDİ BAĞDADİDEN
Zülcenaheyn lakaplı Mevlana Halidi Bağdadi(k.s)'nin
Kabr-i saadet ziyareti sırasında okuduğu kaside
EY GÜZELLER GÜZELİ
Ey güzeller güzeli, beni sevdânla yaktın! Görmüyor birşey gözüm, her an hülyânla aklım!
Sen Kab-ı kavseyn şâhı, ben ise azgın köle, Sana konuk olmayı, nasıl söyler bu şaşkın?
Acıyıp bir bakınca, ölü kalbler dirilttin, Sonsuz merhametine sığınıp, kapın çaldım!
İyilik kaynağısın, dermanlar deryâsısın! Bir damla lütfet bana, derde devâsız kaldım!
Herkes gelir Mekkeye, Kâ’be, Safâ, Merveye, Ben ise senin için, dağlar tepeler aştım!
Dün gece, bir rü’yâda göklere değdi başım, Kapındaki uşaklar, enseme basdı sandım!
Ey Câmî hazretleri, sevgilimin bülbülü! Şi’rlerin arasından, şu beyti seçdim aldım:
"Dili aşağı sarkık, uyuz köpekler gibi, Bir damlacık umarak, ihsân deryâna vardım"
bir kez daha, kalbi hasret ve muhabbetle titretmesi ümidiyle  |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 20/6/2005 - GÜL SULTANIM
Gül Sultanım
Gül kokusunu sizden mi almış bilmem Bir ateş attınız içime sönmez yanar her dem
Bükülür boynum, bir gariplik çöker Doyulmaz güzelliğinize hasret kaldı bu gözler!
Efendim benim güzel efendim Sultanım benim gül sultanım
Dilenciyim, kapınıza geldim dayandım İşte bu zalim nefsim işte bunlar günahlarım
Size uzattım ellerimi şahidim olun Biz gözyaşı dökemedik, tövbemiz için siz dökün;
Efendim benim güzel efendim Sultanım benim gül sultanım
Altın bir nesilden geldiniz Hoş geldiniz sefa geldiniz bizlere şeref verdiniz
Rabbimizin şahidi, peygamberimizin varisi Gönüllerimizin şifası, aşka susamışların deryası
Efendim benim güzel efendim Sultanım benim gül sultanım
Dünya’dan eser bulunmaz kalbinizde Misk kokuları eksik olmaz elbisenizde
Güzellik sizinle güzelliğini bulur Yürüyünce toprak sizi kıskanır olur
Efendim benim güzel efendim Sultanım benim gül sultanım
Gelenler kozaydı, kelebek oldu, sonsuza uçtu Bu garip hasretinizle yandı kül oldu
Bu tendeki can, can evinden çıkıp size gelmek ister Son nefesinde sizden himmetinizi bekler
Efendim benim güzel efendim Sultanım benim gül sultanım
Şair: Anonim (Yazar Yok)
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 20/6/2005 - DİLEK
DİLEK
Asumane açılan rahmet önümde dursa Gönüllerde hem izi, hem sesi kalsa Baki Kuruyan dudağımı merhamet edip görse Bir bardak aşk şerbeti uzatıp verse Saki Acıları amansız derdime derman varsa Böyle ulu bir Fettah nerde söyle ey haki Mübarek elleriyle gelip yaramı sarsa Masum bir gönül dostu eylese beni paki Yüreğimi bu günah tarlasından koparsa Emin olur akıbet severse GAVS ABDULBAKİ...
Şair: DR-YAKUP ZİYA GENC
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
Hakkımda
Ne devlettir yumup aşkınla göz, râhında cân vermek ..
Nasîb olmaz mı SULTANIM haremgâhında cân vermek ..
Sönerken gözlerim âsân olur âhında cân vermek ..
Cemâlinle ferahnâk et ki yandım yâ Resûlallâh ..
Bağlantılar
• Ana Sayfa
• Profilim
• Arşiv
• Arkadaşlarım
• e-posta
• Blog RSS
Arkadaşlar
|
|